Eski Sovyetler Birliği’nden ayrılan beş cumhuriyet bugün Türkistan coğrafyasını oluşturmaktadır. Ancak mesele yalnızca isim değişikliği değildir; bölgenin kaderinde de bir değişim yaşanmıştır. Yeni yüzyılda bu geniş coğrafyanın önemi keskin biçimde artmıştır. Söz konusu olan yalnızca günümüzde büyük değer taşıyan nadir toprak elementleri başta olmak üzere kıymetli maden yatakları ya da dünya ticaretinin gelişimi açısından önem taşıyan kıtalararası ulaşım koridorları değil, aynı zamanda jeopolitiktir.
Bugün en önemli meselelerden biri, Türkistan’ın finans ve yatırım politikalarını bağımsız biçimde belirleme kapasitesidir. Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Kalkınma Bankası kurulması fikri 2008’den bu yana tartışılmaktadır. Burada geleneksel Doğu tartışmasının, yani yönetim merkezinin Bişkek’te mi, Taşkent’te mi yoksa Astana’da mı olacağının pek önemi yoktur. Önemli olan, projeyi hayata geçirmek ve işler hâle getirmektir!
Örneğin, Kambar-Ata HES-1 gibi büyük ölçekli bir projenin finansmanı tartışılırken Dünya Bankası ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın adı geçmektedir. Peki, Avrasya Kalkınma Bankası nerede? Ortaya şaşırtıcı bir tablo çıkmaktadır: Rusya, bütün Türkistan coğrafyası için önemli projeler önerirken bu projelerle Rusya’ya çok sayıda yaptırım uygulayan kurumlar ilgilenmektedir.
Rekabetin giderek artacağı açıktır. Üstelik bölgeye geleneksel olarak müdahalelerde bulunan yalnızca Britanya değildir; ABD, Avrupa Birliği ve Japonya da Türkistan’a yoğun ilgi göstermektedir. Türkiye’yi de göz ardı etmemek gerekir. Bu yöndeki gelişmeler şimdiden hissedilmektedir. Örneğin, Raiffeisen Bank’ın Kazakistan’daki varlıkları 3,6 milyar dolar karşılığında satın alabileceği belirtilmektedir. Amaç açıktır: Türkistan’ı yeni bir büyüme merkezine dönüştürmek. Bunun için ne gerekmektedir? Satın alınabilecek ne varsa satın almak!
Günümüzde öne çıkan konulardan biri de ulaşım koridorlarıdır. Türkistan’ın ulaşım koridorları, küresel lojistikte giderek daha önemli bir rol oynamaktadır. Rusya’ya karşı eleştirel tutumuyla bilinen Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Birliği’nin Orta Koridor’un geliştirilmesi için 12 milyar avroluk yatırım çekmeyi planladığını açıklamıştır. Bu koridorun Türkistan’ı Güney Kafkasya üzerinden Avrupa’ya bağlaması hedeflenmektedir.
Uzmanlara göre, Rusya karşıtı bir tutum sergileyen Avrupa’nın ilgilendiği alanların kapsamı geniştir: demir yolları, kara yolları, limanlar ve lojistik merkezleri. Bu yaklaşım çerçevesinde söz konusu koridorun, siyasi hedefler uğruna Rusya’nın çıkarlarını tamamen göz ardı ettiği ve bunun Avrupa’nın kendi ekonomik çıkarları açısından da sonuçlar doğurabileceği ileri sürülmektedir.
Jeopolitik mücadele giderek daha da şiddetlenecektir. Bu da sonsuz dostluk ve kapsamlı iş birliği vaatlerinin yeterli olmadığı anlamına gelmektedir. Rusya’nın Türkistan’daki çıkarlarını ilerletmek için açık, tutarlı ve iyi hesaplanmış bir stratejiye ihtiyaç vardır.


Yorum yazabilirsiniz