Bilim ve Teknoloji • Ekonomi • Etkinlik • Türk Dünyası

Kırgızistan, Çevre Diplomasisiyle Küresel Güvenlik Masasında

Küresel siyasetin derin bir krizden geçtiği ve büyük güçler arası gerilimlerin arttığı günümüzde, küçük devletlerin uluslararası arenadaki roller yeniden tanımlanıyor. Kırgızistan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi adaylığı ve Ekim 2027’de düzenlenecek Küresel Dağ Zirvesi “Bişkek+25” ile çevre diplomasisini stratejik bir güce dönüştürmeye hazırlanıyor. Siyaset bilimci İsmail Dairov’un analizine göre Bişkek; su, iklim ve dağ güvenliğini küresel gündemin merkezine taşıyarak uluslararası sistemde proaktif bir aktör olarak öne çıkabilir.

Bu stratejik değerlendirme; Kırgızistan Cumhuriyeti eski Ekonomi Bakanı Danışmanı, Türkistan Bölgesel Dağ Merkezi Direktörü ve Kırgız Tuusu uluslararası yorumcusu İsmail Dairov tarafından yapıldı. Dairov’a göre, söz konusu iki uluslararası platformun eş zamanlı değerlendirilmesi, Bişkek’in su, iklim ve bölgesel güvenlik alanlarındaki girişimlerini küresel ölçeğe taşımasına imkân sağlayacak.

Güvenlik Krizleri ve İklim Tehditleri

Günümüz uluslararası güvenlik sisteminde, büyük güçler arasındaki gerilimler ve Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinin veto yetkisi ortak karar alınmasını zorlaştırıyor. Aynı zamanda iklim değişikliği, su kaynaklarının azalması ve ekosistemlerin bozulması, devletler arasındaki anlaşmazlıkları derinleştiren temel etkenler hâline geliyor.

Dairov’un değerlendirmesine göre Kırgızistan’ın 2027–2028 dönemi için BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine seçilmesi, küresel gündemin şekillendirilmesinde daha aktif rol üstlenmesinin önünü açacak. Bu üyelik sayesinde Bişkek; karar tasarılarında oy kullanabilecek, girişimlerde bulunabilecek, önde gelen güçlerle müzakerelere katılabilecek ve dönem başkanlığını ulusal çıkarları doğrultusunda değerlendirebilecek.

Dağ ve Su Güvenliği: Çatışma Önleyici Bir Araç Siyaset bilimci, özellikle su güvenliğine dikkat çekiyor. Buzulların küçülmesi ve sınır aşan nehir rejimlerindeki değişimler Türkistan için ciddi riskler oluşturuyor. Bu nedenle Kırgızistan’ın; iklim tehditleri, su kıtlığı ve bölgesel istikrar arasındaki bağın uluslararası düzeyde tanınmasını sağlaması gerekiyor. Dağ ekosistemleri yalnızca çevre koruma politikalarının bir konusu değil, aynı zamanda çatışmaların önlenmesinde kritik bir unsur olarak ele alınmalı.

Bişkek; Türkistan, Kafkasya, Himalayalar ve And Dağları ülkelerinin katılımıyla kapsamlı bir diyalog başlatabilir. Dairov’un sunduğu somut önerilerden biri de dağ güvenliği konusunda sürekli iş birliği sağlayacak uluslararası bir mekanizmanın kurulmasıdır. Bu mekanizma;

  • Düzenli devlet istişarelerini,

  • Buzulların bilimsel olarak izlenmesini,

  • Çevresel risklerin öngörülmesini,

  • Önleyici diplomasiyi ve

  • Uluslararası finansman kaynaklarının harekete geçirilmesini kapsayabilir.

Profesyonel Diplomasi ve Bölgesel İş Birliği

Dairov, başarının en temel koşulunun Kırgız diplomasisinin profesyonel çalışması olduğunun altını çiziyor. Ülke temsilcilerinin yalnızca bildiriler yayımlamakla yetinmeyip, diğer devletlerin çıkarlarını ve uluslararası konjonktürü dikkate alan somut projeler sunması gerekiyor. Ayrıca Şanghay İşbirliği Örgütü’nün (ŞİÖ) potansiyelinden yararlanılması da öneriliyor. Kırgızistanlı bir temsilcinin ŞİÖ Genel Sekreteri olarak seçilmesi, dağ odaklı girişimlerin Avrasya coğrafyasında devamlılığını sağlayabilir.

Sonuç olarak siyaset bilimci, BMGK üyeliği ile “Bişkek+25” Zirvesi’nin Kırgızistan’ın prestijini artırmak ve uzun vadeli mekanizmalar kurmak için tarihî bir fırsat sunduğunu vurguluyor. Uzmanın temel çıkarımı ise net: Küçük bir devlet bile nitelikli diplomasi, bilimsel girişimler ve ortak çıkarlara hizmet eden çözümler sayesinde küresel süreçler üzerinde belirleyici bir etki yaratabilir.

Yorum yazabilirsiniz