Kırgızistan’ın Narin iline bağlı Koş-Dobo köy idari biriminde, halk arasında “Kaşan-Bee” olarak bilinen bir yayla bulunur.
Bu ismin nereden geldiği araştırılmıştır. Kaşan-Bee, Kara-Kungoy köyünün doğusunda, yaklaşık 7–8 kilometre mesafede yer alır. Bu mera, Ak-Olon köyü çobanlarının arazileriyle ve Semiz-Bel merasıyla komşudur. Güney sınırından Kara-Kungoy nehri akar.
Kara-Kungoy sakinleri Kaşan-Bee’yi kışlak olarak kullanır. Bu bölgeye ulaşım, Koş-Dobo ile Kaşan-Bee’yi birbirine bağlayan tek kara yolu üzerinden sağlanır.
Tarihî kayıtlara göre, 1878 yılına kadar Tuura-Suu, Kara-Kungoy ve Kara-Saz civarında “Azık” adlı bir boy yaşamaktaydı. Bir gün beylerinden biri göç etmeye karar verir, ancak kısraklarından biri sürüye yetişemez ve geride kalır. Bey onu bırakır; sonbaharda geri döndüğünde, atın iyice semirdiğini fark eder ama yakalayamaz.
Bu olaydan sonra bölge “Kaşan jer” — yani “Tembel Atın Yeri” olarak anılmaya başlanır. Çobanlar, buradaki otların olağanüstü verimli olduğunu, hayvanların hızla kilo aldığını söyler.
Kaşan-Bee yaylasında bir kaynak bulunur. Köyün yaşlıları, eskiden burada güçlü bir nehrin aktığını, hatta atları bile sürükleyebildiğini anlatır. Bugün kaynak yakınında, büyük bir nehir yatağını andıran bir kanal görülür. Rivayetlere göre, bu nehrin kıyılarında Azık boyuna ait değirmenler varmış; kalıntılar hâlâ yerinde durur.
Bazı efsaneler, Azık boyunun göç dönemlerinde ölülerini bu bölgede gömdüğünü, bunun da Tepşi ve Kaşan-Bee nehirlerinin kaybolmasına neden olduğunu söyler.
Kaşan-Bee’de, Azık boyunun zengin üyelerinden biri olan Jayçıbek’in kışlığı da bulunur. 1878’de Şabdan Jantay uulu’nun emriyle bu boy Uzun-Bulak, Ak-Chiy ve Ak-Uçuk bölgelerine göç ettirilmiştir.
Göç sırasında Azık boyunun insanları, verimli Kaşan-Bee ve Semiz-Bel topraklarını terk etmek zorunda kaldıkları için büyük üzüntü yaşamışlardır. Daha sonra bu topraklara Issık-Göl bölgesindeki Ak-Suu’dan gelen “Arık” boyu yerleşmiştir.
Yaşlılar, kaynak yakınında doru bir atın üzerinde bir adam gördüklerini anlatır. Sovyet döneminde bu bölge, halkın ziyaret ettiği kutsal bir mekân hâline gelmiş ve II. Dünya Savaşı’na kadar bu önemini korumuştur.
Bir hikâyede ise, hazineyi dışarı çıkaran bir adam altınların dışarıda gübreye dönüştüğünü fark eder; bir diğeri ise dağlarda kaybolur. Rivayete göre bu kapı yalnızca yüz yılda bir açılır ve herkes onu göremez. Kayaların kırılmaya çalışıldığına dair izler hâlâ görülebilir.
Bazı çobanlar, Kaşan-Bee’nin kendi koruyucu ruhu olduğuna inanır; geceleri tepelerde at koşturduğunu, hatta gündüz bile garip sesler duyduklarını söylerler.
Kara-Kungoy sakini Sıdıgali İmanaliyev, bir gün Arsy yolunda yaşlı bir adamla karşılaştığını anlatır. Nereli olduğunu sorduğunda “Kara-Kungoyluyum” cevabını alır ve yaşlı adam şöyle der:
“Ah Kaşan-Bee’m, güzel yurdum, seni bir daha görebilecek miyim acaba?”
Kaşan-Bee merası, “Konoydun Konuşu”, “Şabdaalı Bulun”, “Jalga”, “Kerege-Taş”, “Jayçıbek”, “Tay Saray”, “Çargınbay”, “Özbek Öldü”, “Baygandın Çunkuru”, “Bel Tepşi”, “Kara-Tam” ve “Şonkonun Tüzü” gibi birçok kışlığa ayrılır. Her birinin kendine özgü bir hikayesi vardır.


Yorum yazabilirsiniz