İklim değişikliğiyle birlikte su, ülkeler için yalnızca doğal bir kaynak değil, aynı zamanda stratejik ve ekonomik bir unsur haline gelmiştir. Kurak bir bölgede yer alan Özbekistan için su kaynaklarının etkin yönetimi; gıda güvenliği, toplumsal istikrar ve çevresel sürdürülebilirlik açısından büyük önem taşımaktadır.

Ülkede kullanılan suyun büyük bölümü Amuderya ve Siriderya nehirlerinden sağlanmakta, suyun yaklaşık yüzde 80’i ülke dışından gelmektedir. Bu durum Özbekistan’ı iklim değişikliklerine ve bölgesel su politikalarına karşı hassas kılmaktadır. En büyük su tüketicisi tarım sektörüdür ve suyun yaklaşık yüzde 90’ı sulamada kullanılmaktadır. Ancak eski sulama altyapısı nedeniyle ciddi miktarda su kaybı yaşanmaktadır.

Aral Gölü’nün kuruması, geçmişteki plansız su kullanımının çevresel sonuçlarını açıkça göstermektedir. Bu nedenle su kaynaklarının sürdürülebilir şekilde yönetilmesi hayati önemdedir.

İsrail, Singapur ve İspanya gibi ülkelerin deneyimleri, su kıtlığına rağmen doğru politikalarla başarı sağlanabileceğini göstermektedir. Atık suların yeniden kullanımı, modern sulama teknikleri ve sıkı su yönetimi bu başarının temel unsurlarıdır.

Bu uygulamaların Özbekistan’da hayata geçirilmesi; su tasarrufu, altyapının yenilenmesi ve uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesiyle mümkündür. Suya stratejik bir kaynak olarak yaklaşılması, ülkenin uzun vadeli kalkınması ve bölgesel istikrarı için temel bir gerekliliktir.

Son yıllarda hükümet, su sektöründe reform yapmak, su tasarrufu teknolojilerini uygulamak ve sayaçların dijitalleştirilmesi yönünde adımlar atmıştır. Ancak küresel deneyimler, sürdürülebilir sonuçların ancak altyapı modernizasyonu, ekonomik teşvikler, kurumsal reformlar ve su kullanım kültüründe bir değişim kombinasyonuyla mümkün olduğunu göstermektedir.

Günümüz dünyasında su, sadece hayatta kalma kaynağı olmaktan çıkıp, kalkınma ve bölgesel güvenin de bir faktörü haline geliyor. Özbekistan için, suyu stratejik bir kaynak olarak algılamaya yönelik bu değişim, verimlilik, yenilikçilik ve iş birliğine odaklanan uzun vadeli bir politikayı gerektiriyor. Küresel deneyimlerden alınan dersler, sınırlı su kaynaklarıyla bile, su yönetiminin son krizlere verilen bir yanıt olmaktan ziyade ulusal bir stratejinin parçası olması durumunda sürdürülebilir kalkınmanın mümkün olduğunu göstermektedir.

Yorum yazabilirsiniz