Doğu Kazakistan’ın Targabatay bölgesine bağlı uzak Akjar köyünde sanat, boya ve tuvalden değil; yün, sıcak su ve sabırdan doğuyor. Yaklaşık yirmi yıldır sanatçı Lazzat Kendirjanova, kadim bir zanaat olan keçe yapımını yeniden canlandırıyor — ama onun için bu yalnızca bir el sanatı değil, kuşaklar arasındaki bağı onarmanın ve kültürel köklere dönmenin bir yolu.
Yünün Resme Dönüştüğü An
Masanın üzerinde sabun, kaynar su ve yumuşacık yün demetleri… Lazzat’ın elinde fırça yok; o, liflerle çalışıyor. Her hareketinde, her katmanda, bir resim yavaşça şekilleniyor.“Keçe aceleyi sevmez,” diyor Lazzat gülümseyerek. “Eğer acele edersen, yün birbirine tutunmaz. Her şey önemlidir burada — ruh halin, dikkatin, hatta nefesin bile. Bazen düşünüyorum, bu zanaat insanı değil, insanı kendisi seçiyor.”
Sessizce, sabırla, yün yüzeyinde Targabatay Dağları beliriyor: yumuşak hatlar, pastel renkler, huzur dolu bir manzara. Lazzat o anlarda sanki doğup büyüdüğü topraklarla konuştuğunu hissediyor.
Köklerine Dönüş
Almatı’daki Güzel Sanatlar Akademisi mezunu olan Lazzat, şehirde kalıp sanat kariyeri yapma fırsatına sahipti. Fakat o, tüm bu ihtişamı bir kenara bırakıp doğduğu bölgeye, sınır köyü Akjar’a dönmeyi seçti.
“Evet, şehirde imkân çok. Ama orada insan kendini kolayca kaybediyor. Buradaysa neden ve kimin için çalıştığımı biliyorum. Geleneklerin tamamen unutulmadan önce yaşatılabileceği bir yerde olmak istedim,” diyor sanatçı.
On iki yıldır yerel sanat okulunda öğretmenlik yapan Lazzat, her yıl çocukların geleneksel değerlere olan ilgisinin arttığını görüyor. “Onlara keçeyi gösterdiğimde, eskiden her evdeki eşyaların el emeğiyle yapıldığını anlattığımda önce şaşırıyorlar. Sonra sorular sormaya, büyükannelerini hatırlamaya başlıyorlar. O an bir şeyin içlerinde kıpırdadığını hissediyorum.”
“Kopmuş Bir Bağ Var — Onu Yeniden Kurmak Gerek”
Lazzat için keçe, yalnızca bir malzeme değil, kültürün taşıyıcısı.
“Doğal, sıcak, alerji yapmaz — insan için yaratılmış gibi. Eskiden her evde keçe olurdu: halılar, giysiler, eşyalar… Büyükannelerimiz bu malzemeyi sezgisel olarak tanırdı. Sonra bir noktada o bağ koptu. Ben de düşündüm: eğer biz yeniden kurmazsak, kim kuracak?” diyor. Keçe yapımını bilinçli bir seçim olarak öğrenmiş, çünkü bu zorlu yolu kendi misyonu olarak görmüş.
Ailesiyle Paylaşılan Bir Miras
Atölyede sık sık on yaşındaki oğlu Nurtore’yi görmek mümkün. Kimi zaman yardım ediyor, kimi zaman sadece izliyor.
“Annemin nasıl çalıştığını izlemeyi seviyorum,” diyor Nurtore. “Önce sadece yün var, sonra birden bir resim ortaya çıkıyor — sihir gibi. Ben de sanat okuluna gidiyorum ama büyüyünce aşçı olmak istiyorum. Tatları karıştırmak hoşuma gidiyor.”
Lazzat gülümseyerek ekliyor: “Ona hiçbir zaman kendi yolumu dayatmadım. Önemli olan özgür ve emeğe saygılı bir insan olması. Meslek seçimi ondan yana.”


Yorum yazabilirsiniz