Dış Politika Siyaset

Macaristan ve Türk Dünyası: Seçim Sonrası İş Birliği Nasıl Etkilenecek?

Macaristan’daki parlamento seçimleri, ülkenin bazı dış politika alanlarını da etkileyebilir. 2010’dan bu yana Viktor Orbán, özellikle Türk dünyasıyla etkileşimi kapsayan “Doğu Açılımı” politikasını istikrarlı bir şekilde yürütüyor.

Macarlar (Macarca konuşanlar) Fin-Ugor dil grubuna ait olsalar da, tarihleri Türk göçebe halklarıyla yakından bağlantılıdır. IX. yüzyılda Karpat Havzası’na yerleşmeden önce uzun süre Türk boylarıyla bir arada yaşamış, kültür, günlük yaşam ve askeri alanlarda öğeler benimsemişlerdir. Günümüzde Macaristan, Türk ülkeleriyle siyasi, ekonomik ve kültürel iş birliğini aktif olarak geliştiriyor.

2018’den bu yana Macaristan, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkiye ve Özbekistan’ı kapsayan Türk Devletleri Teşkilatında gözlemci konumundadır. 2019 yılında Budapeşte’de örgütün bir temsilciliği açılmıştır.

Orbán, bu iş birliğinin önemini defalarca vurgulayarak, Macarların “Türk halkları arasında kendilerini evlerinde gibi hissettiklerini” belirtmiş ve Türk dünyasını dinamik bir iş birliği alanı olarak değerlendirmiştir.

Mayıs 2025’te Macaristan, ilk kez Budapeşte’de Türk Devletleri Teşkilatı’nın gayri resmi zirvesine ev sahipliği yaptı. Öncesinde, Kasım 2024’te Orbán, Bişkek’te Türk Dünyası Yüksek Nişanı ile ödüllendirilmişti. Ayrıca ülke, Türk Yatırım Fonuna 100 milyon dolar katkıda bulundu. Son 15 yılda Türk devletleriyle ticaret hacmi %350’den fazla artarak 5 milyar doları aşmıştır.

Buna karşılık, P. Macar, söyleminde Türk yönüne daha az odaklanıyor; daha çok AB ile ilişkilerin normalleşmesine ve iç anti-yolsuzluk gündemine vurgu yapıyor.

Buna rağmen, Macar siyasi uzmanlarına göre 12 Nisan seçimlerinden sonra iktidar değişse bile, Türk dünyasıyla iş birliğinin devam etmesi muhtemeldir. Ancak bu iş birliği, önceki siyasi vurgusunu kaybedebilir ve Avrupa yönelimiyle daha dengeli yürütülebilir.

 

Yorum yazabilirsiniz