Tarih Türk Dünyası

Özbekistan’da 4 Bin Yıllık İpek Üretiminin İzleri Bulundu

Özbekistan topraklarında arkeologlar, ipekböcekçiliğinin en eski izlerinden bazılarını ortaya çıkardı. Keşifler, bölgede ipek üretiminin yaklaşık 4 bin yıl önce, yani Büyük İpek Yolu’nun ortaya çıkışından yaklaşık 2 bin yıl önce başlamış olabileceğini gösteriyor.

Keşif, Özbekistan ve Çin’den bilim insanlarının oluşturduğu uluslararası araştırma ekibi tarafından, ülkenin güneyindeki antik Sapalli yerleşiminde yürütülen kazılar sırasında gerçekleştirildi. Araştırmacılar, yaşı yaklaşık 3 bin 700-3 bin 900 yıl olarak belirlenen üç ipekböceği kozası, ipek kumaş parçaları ve beyaz dut ağacı kalıntıları buldu.

Radyokarbon analizleri ve protein yapısı incelemeleri, bulunan kozalara ait ipekböceklerinin evcilleştirilmiş dut ipekböceği olduğunu ortaya koydu. Bu sonuç, bölge halkının Tunç Çağı döneminde dahi ipekböcekçiliği konusunda bilgi ve deneyime sahip olduğunu gösteriyor.

Bilim insanları, daha önce ipek üretiminin yalnızca Çin’de ortaya çıktığı ve yaklaşık 2 bin yıl önce İpek Yolu’nun oluşmasıyla diğer bölgelere yayıldığının düşünüldüğünü belirtiyor. Ancak yeni bulgular, Amu Derya havzasında ipek üretimi teknolojilerinin çok daha erken dönemlerde var olduğunu ortaya koyuyor.

Araştırmacılara göre bu keşif, Türkistan ile Doğu Asya arasındaki kültürel etkileşimlerin ve bilgi alışverişinin sanılandan çok daha eskiye dayandığını gösteriyor. Bulgular, iki bölge arasındaki ilişkilerin yalnızca ticaret yollarıyla değil, daha erken dönemlerde de gelişmiş olabileceğine işaret ediyor.

1960’lı yılların sonunda Sovyet arkeologlar tarafından keşfedilen Sapalli yerleşimi, son yıllarda Özbekistanlı ve Çinli uzmanların ortak çalışmalarıyla yeniden araştırılıyor. Yapılan kazılarda ortaya çıkarılan yeni eserler, bölgedeki zanaatların ve üretim kültürünün gelişimine ilişkin önemli bilgiler sağlıyor.

Öte yandan Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, daha önce Semerkant’ta büyük ölçekli bir İpek Yolu Müzesi kurulması projesini onaylamıştı. Yaklaşık 9 hektarlık alanda inşa edilmesi planlanan müze, yalnızca bir sergi alanı değil, aynı zamanda eğitim ve araştırma merkezi olarak faaliyet gösterecek.

Müzede, nadir arkeolojik eserler ve geleneksel el sanatları ürünleri dahil olmak üzere 6 binden fazla benzersiz eserin sergilenmesi planlanıyor. Ayrıca müze bünyesinde çocuk akademisi ve bilimsel araştırma merkezinin de kurulması hedefleniyor.

Yorum yazabilirsiniz