Azerbaycanda zengin mimari üsluba sahip tarihi camilerden biri de Quba kentindeki Cuma Camii’dir. Bu cami yalnızca Quba’nın değil, Azerbaycan’ın kuzeydoğusunun da en eski dini merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor.

İki asırdan uzun bir geçmişe sahip Quba Cuma Camii, yalnızca bir ibadethane değil, aynı zamanda şehrin tarihine tanıklık eden önemli bir mimari miras örneğidir. 1802 yılında inşası tamamlanan cami, özgün yapısı, dikkat çekici mimari özellikleri ve Sovyet döneminde yıkımdan kurtarılmasını sağlayan ilginç hikâyesiyle bugün de ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.

Kadılardan Nasrullah Efendi’nin oğlu Kadı İsmail Efendi’nin maddi desteğiyle inşa edilen caminin kitabesinde, yapıyı yapan mimar hakkında da bilgi veriliyor. Kitabede şu ifadeler yer alıyor:

“Bu şerif camiyi, âlemlerin Rabbi olan Allah’ın inayetiyle, Kadı Nasrullah bin Hacı İsmail’in maddi desteğiyle, Ebubekir Acemi en-Nahçıvani soyundan gelen mimar Osman bin Ömer inşa etmiştir. Hicri 1217 yılı.”

Cami ve bünyesindeki medrese 1924 yılına kadar faaliyet göstermiştir. Sovyet döneminde diğer dini mekânlar gibi caminin de faaliyetleri yasaklanmıştır. 1933 yılında medrese ve minare, daha sonraki yıllarda ise diğer yapılar yıkılmıştır.

Caminin yıkılacağını öğrenen ilçe halkı, geceleyin değirmen taşlarını ve çuvallarla buğdaylarını getirerek camiyi değirmene dönüştürmüş ve böylece yapının yıkılmasını önlemiştir. Bir süre sonra yapı depo olarak kullanılmış, daha sonra ise burada halı müzesi faaliyet göstermiştir.

Azerbaycan’ın bağımsızlığını yeniden kazanmasının ardından cami tekrar ibadete açılmıştır. Yerel öneme sahip mimari anıt statüsündeki cami, sekizgen prizma şeklindedir. İç yüksekliği 18 metre, alanı ise 360 metrekaredir.

Caminin yapımında kullanılan tuğlalar, ilçeye 8-10 kilometre mesafede bulunan İqrığ köyünde üretilmiştir. Rivayete göre Quba halkı, tuğlaları bu köyden caminin inşa edildiği alana kadar elden ele taşıyarak getirmiştir. Yapının inşasında ağırlıklı olarak un, yumurta ve kireç kullanılmıştır.

Caminin mihrap bölümü, Medine’deki bir caminin mihrabı örnek alınarak yapılmıştır. Yapının orta bölümünde sütun bulunmaması ise mimarın yüksek mesleki ustalığını ortaya koymaktadır.

Caminin çevresine şebekeli bir çit çekilmiş, abdest alma yeri ve medrese inşa edilmiş, ayrıca bölgede çevre düzenleme çalışmaları yapılmıştır. Geçtiğimiz yüzyılın 90’lı yıllarında camiye 50 metre yüksekliğinde yeni bir minare de inşa edilmiştir.

Yorum yazabilirsiniz