Milli kültürü korurken ona nasıl yeni bir ses verilebilir? Dombra neden rengârenk olmasın ve Kazakistan üretimi milli ürünler tüketiciler için nasıl daha ulaşılabilir hâle getirilebilir? Bu sorular, Jibek Joly radyosundaki “Mädeni Kod” (Kültürel Kod) programında tartışıldı.
Programın konuğu; kreatif yapımcı ve Yaratıcı Endüstrileri Geliştirme Fonu Yetenek ve Proje Geliştirmeden Sorumlu Yönetici Direktörü Almas Sagınulı oldu.
Ninety One ve Kazak Müziğinin Yeni Sesi
Almas Sagınulı, çağdaş Kazak müziği için kırılma noktalarından biri olarak 2014–2015 yıllarında Ninety One grubunun ortaya çıkışını gösterdi. Sagınulı’ya göre grup, Kazakça şarkıların modern müzik türlerinde de seslendirilebileceğini ve kendi dinleyici kitlesini bulabileceğini kanıtladı. Başlangıçta bu yeni tarz tepkiyle karşılansa da zamanla dinleyiciler için kanıksanmış bir durum hâline geldi.
— “Bakın, biz böyle bir şey yapıyoruz, siz de yapabilirsiniz,” diyen program konuğu, grubun genç sanatçılara verdiği mesajı bu sözlerle özetledi.
Bugün Kazakça müzik sahnesi; Sadraddin, Aro, Arşat, Yenlik ve Lily gibi farklı tarzda çalışan birçok sanatçıyı bir araya getiriyor. Sagınulı, Ninety One grubunun cesaretinin Kazakça müziğin imkânlarına dair algıyı genişletmeye yardımcı olduğunu ifade etti.
Kurmangazi Küyleri Orijinal Sesine Dönüyor
Yayında müzikal mirasın korunmasına özel bir önem verildi. Sagınulı, Kurmangazi’nin 70’ten fazla küyü arasından geniş dinleyici kitlesinin genellikle yalnızca birkaç eseri hatırladığına ve bestecinin mirasına ait eksiksiz, sistemleştirilmiş bir kataloğun bulunmadığına dikkat çekti.
— “Geriye kalan 70’ten fazla küyü nerede bulacağız? Tek bir katalog yok, hiçbir şey sisteme oturtulmamış,” dedi.
Bestecinin mirasını daha erişilebilir kılmak amacıyla Kazak Yaratıcı Fonu bünyesinde “QazaqCreative Leybl” kuruldu. Dijital platformlarda Kurmangazi Sagırbayulı adına resmi bir sayfa açılarak modern enstrüman düzenlemeleri olmaksızın, iki telli dombra ile icra edilen on küy bu sayfaya yüklendi.
— “Araştırmalarım sırasında zihnimde şu soru belirdi: Dünyaca ünlü büyük dijital platformlardan birinde Wolfgang Amadeus Mozart’ın sayfasına bakıyorum. Bir düşünün; Usher, Dua Lipa ve Billie Eilish’in sayfalarının yanında Mozart’ın sayfası yer alıyor. Bütün bunların tek bir sayfada toplanması son derece mantıklı,” diye konuştu.
Sagınulı, bu projeyi hayata geçirme nedeninin, araştırmaları sırasında karşılaştığı sorunu bizzat çözme arzusu olduğunu vurguladı.
— “Eğer bu soru benim karşıma çıktıysa ve şimdiye kadar kimse bunu yapmadıysa, o hâlde bunu ben yapmalıyım!” diyerek projeyi başlatma kararını anlattı.
Dombra Neden Hep Aynı Kalmak Zorunda Değil?
Milli sembollerden bahseden Sagınulı, dombrayı Kazakistan’ın en önemli kültürel markalarından biri olarak nitelendirdi. Bununla birlikte, geleneksel çalgının ne şekilde olması gerektiğine dair algının gözden geçirilmesini önerdi.
Onun ifadelerine göre, dombranın bugünkü görünümü tarihsel değişimler ve standartlaştırma süreçleri sonucunda şekillendi. Geçmişte enstrümanlar form ve yapı bakımından farklılık gösterirken, orkestra icralarına uyum sağlanması gibi nedenlerle tek tipleşme yaşandı.
— “Dombra sadece bizde var ve bence dombra çok çeşitli olmalı,” dedi program konuğu.
Örnek olarak farklı renk ve tasarımlarda üretilen ukuleleyi gösteren Sagınulı, benzer bir yaklaşımın dombraya da uygulanabileceğini belirtti: Tasarımla deneyler yapmak, çocuklar için enstrümanlar üretmek ve Kazak masal kahramanlarının görsellerini kullanmak.
— “Ukulele, Jamaika’nın en popüler enstrümanlarından biri; herkes ukuleleyi biliyor, herkes çalmak istiyor. Ukulele nedir? Esasen küçük bir gitar. Ama nasıl ukuleleler yok ki! Sarı, kırmızı, yeşil, desenli, grafitili, çıkartmalı veya çıkartmasız, kız çocukları için, erkek çocukları için, yetişkinler için, akustik veya akustik olmayan… Çeşit çeşit. Bizim dombramız neden illa sadece ahşaptan yapılmak ve sadece geleneksel Kazak motifleriyle süslenmek zorunda olsun? Dombramız neden başka renklerde olmasın? Örneğin küçük kız çocuklarımız için neden bir dombra yapılmasın? Dombranın gövdesinde neden bizim masal kahramanlarımız yer almasın?” sorularını yöneltti.
Konuk, bu yaklaşımın gelenekleri yok etmediğini, aksine milli enstrümanı yeni nesiller için daha cazip hâle getirmeye yardımcı olduğunu savundu.
Kazakistan Üretimi Çapanlar Neden Pahalı?
Yayındaki en pratik konulardan biri de milli tarzdaki ürünlerin fiyatı oldu. Kazakistan menşeli kıyafetlerin ve etno-projelerin, komşu ülkelerdeki benzer ürünlere kıyasla neden belirgin şekilde daha pahalı olduğu tartışıldı.
Konuk, bu sorunun varlığını kabul etti. Nedenler arasında, ürünün nihai fiyatını etkileyen kumaş gibi bazı malzemelerin yerli üretiminin yetersiz kalmasını gösterdi. Örnek olarak iki çapanı karşılaştırdı: Kırgızistan veya Çin’de üretilmiş 15–20 bin tenge değerindeki bir çapan ile 400 bin tenge fiyatlı Kazakistan üretimi bir çapan.
— “Fakat bu, insanların yerli üretimi desteklemediği anlamına gelmez,” diyen konuşmacı, tüketicinin öncelikle ürünün fiyat ve kalitesine baktığını vurguladı.
Konuşmacıya göre üreticilerin, kitle tüketicisinin imkânlarını göz önünde bulundurması ve maliyeti düşürme yollarını araması gerekiyor. Özellikle tasarım ve üretim süreçlerinin birbirinden ayrılabileceğini önerdi: Milli desenler Kazakistan’da tasarlanabilir, dikim işlemi ise ürünün daha uygun fiyatlı olmasını sağlayacaksa yurt dışında gerçekleştirilebilir.
— “Fikri mülkiyet —yani bu çapanın tasarımı, bu desenler— Kazakistan’da oluşturuluyorsa ve Kazakistan pazarı ile ihracat için fahiş fiyatlar olmadan erişilebilir kılınmak amacıyla yurt dışında dikiliyorsa, neden yapılmasın?” dedi.
Yapay Zekâ İnsanın Yaratıcılığının Yerini Alabilir mi?
Programda ayrıca yapay zekânın kreatif endüstri üzerindeki etkisi de ele alındı. Yapay zekâ yardımıyla oluşturulmuş popüler bir etno-şarkının mı yoksa insan eliyle yazılmış ama fark edilmemiş bir eserin mi daha değerli olduğu sorusuna Sagınulı, ikinci seçeneği tercih ederek yanıt verdi.
— “Bence gerçek her eser ruhla, kalple yazılır,” ifadesini kullandı.
Bununla birlikte konuk, kreatif endüstrinin gelişimi için sadece fikrin yeterli olmadığını vurguladı. Fikri somut bir projeye dönüştürmek, sorumluluk almak ve düşünceyi hayata geçirmek için üretim mekanizmalarını kurmak gerektiğini belirtti.
— “Fikir değerlidir ancak fikrin hayata geçirilmesi daha da değerlidir ve büyük sorumluluk ile üretim mekanizmalarının çalıştırılmasını gerektirir,” dedi Sagınulı.
Yerel Projelerden Uluslararası Dinleyiciye
Kazak kreatiflerin uluslararası alandaki ilk adımlarına değinen Sagınulı, Edinburgh Tiyatro Festivali’nde yerli tiyatro oyunlarının dijital versiyonlarının sunulduğunu anlattı. Özellikle “Kulager” oyununun izleyicilere gösterildiğini belirtti.
Ayrıca, küçük girişimlerden konser turnelerine dönüşen Kazakistan menşeli mizah içerikli YouTube projelerinden bahsetti. Komedyenlerin gösterilerinin Seul’de gerçekleştiğini ve projenin coğrafyasını genişletmeye devam ettiğini ekledi.
Bununla birlikte A. Sagınulı, Yaratıcı Endüstrileri Geliştirme Fonu’nun yayın tarihi itibarıyla henüz altı aydır faaliyette olduğunu ve ülke içindeki yetenekleri arayıp sistemleştirme çalışmalarını sürdürdüğünü vurguladı.
Programın sonunda yaratıcı meslek temsilcilerine, yenilik ile içerik arasındaki dengeyi unutmadan kendi projelerini geliştirme tavsiyesinde bulundu.
Hatırlatmak gerekirse, Kazakistan’da yaratıcı endüstrinin geliştirilmesine yönelik yeni bir kanun tasarısı hazırlanmaktadır.


Yorum yazabilirsiniz