Berlin’de bulunan tarihi bir arşiv, Özbekistan ve genel olarak Türkistan’ın yakın tarihine ilişkin daha önce fazla bilinmeyen belge ve yazışmaları gün yüzüne çıkarıyor. Arşivdeki kayıtlar, Rus İmparatorluğu’nun 19. yüzyılda Türkistan’a doğru genişlemesinden Sovyet yönetiminin ilk dönemlerindeki siyasi ve toplumsal politikalara kadar bölgenin geçirdiği önemli dönüşümlere dair farklı bir perspektif sunuyor.
Söz konusu belgeler, Berlin’deki Prusya Gizli Devlet Arşivi’nde (Geheimes Staatsarchiv Preußischer Kulturbesitz – GStA PK) muhafaza ediliyor. Özbekistan Ulusal Arşivi’nde kıdemli araştırmacı olarak görev yapan Muhayyo Isakova’nın çalışmaları sırasında tespit edilen materyaller arasında diplomatik yazışmalar, demiryolu projelerine ilişkin raporlar ve Türkistan’daki siyasi gelişmeleri ele alan çeşitli belgeler bulunuyor.
Kökenleri 13. yüzyıla kadar uzanan GStA PK, adının aksine kamuya açık bir arşiv niteliği taşıyor. Arşiv, 1924 yılından bu yana Berlin’in Dahlem semtinde kendisi için inşa edilen binada faaliyet gösteriyor.
Rusya’nın Türkistan’daki Yayılmasına İlişkin Belgeler
Arşivdeki dikkat çekici belge gruplarından biri 1865 yılına uzanıyor. Rus İmparatorluğu’nun Türkistan’daki yayılmasının önemli aşamalarından biri olan bu dönemde Rus birlikleri Haziran 1865’te Taşkent’i ele geçirdi. İki yıl sonra şehir, yeni oluşturulan Türkistan Genel Valiliği’nin merkezi haline geldi.
Bu döneme ilişkin belgeler arasında, Prusya Dışişleri Bakanlığı’nda müsteşarlık görevinde bulunan Karl Hermann von Thile’nin resmi yazışmaları da yer alıyor. Yazışmalar, Türkistan’daki siyasi gelişmelerin yanı sıra bölgedeki diplomatik ilişkiler hakkında bilgiler içeriyor ve Rusya’nın Türkistan’a yönelik politikalarına dönemin Prusya yönetiminin nasıl yaklaştığını ortaya koyuyor.
Türkisib ve Sovyet Döneminin Dönüşümü
Arşivdeki bir diğer önemli belge grubu ise Sovyetler Birliği’nin Türkistan’daki ilk yıllarına ışık tutuyor. Alman yayıncı ve araştırmacı Georg Cleinow’un 1928-1929 yıllarında bölgeye gerçekleştirdiği seyahat sırasında hazırladığı çalışmalar bu kapsamda öne çıkıyor.
Cleinow, Taşkent ve Buhara’nın yanı sıra Semireçye üzerinden Alma-Ata’ya kadar uzanan bir güzergâhı takip etti. Araştırmacının özellikle üzerinde durduğu konulardan biri, Sovyet döneminin en önemli altyapı projelerinden biri kabul edilen Türkistan-Sibirya Demiryolu, diğer adıyla Türksib oldu.
Cleinow’un raporlarında demiryolunun yalnızca ekonomik ve ulaşım açısından değil, aynı zamanda jeopolitik bakımdan taşıdığı önem de ele alınıyor. Belgelerde bunun yanı sıra Sovyet yönetiminin göçebe toplulukları yerleşik hayata geçirme politikaları, toprak ve su reformları ile Türkistan’daki ulusal ve bölgesel sınırların yeniden düzenlenmesi gibi konulara da yer veriliyor.
Cleinow, bölgedeki gözlemlerini daha sonra 1931 yılında Berlin’de Julius Springer tarafından yayımlanan “Roter Imperialismus: Eine Studie über die Verkehrsprobleme der Sowjetunion” adlı kitabında topladı. Kitapta Türksib’e doğrudan ayrılan iki bölümden biri, demiryolunu bir “sosyal deney” olarak ele alan “Die Turksib als soziales Experiment” başlığını taşıyor.
Taşkentli Öğrencinin Almanya’daki Yaşamına Dair Yazışmalar
Belgeler arasında Özbekistan tarihinin daha az bilinen bir başka yönüne ışık tutan yazışmalar da bulunuyor. Prusya Kültür Bakanlığı görevinde bulunan Alman oryantalist Carl Heinrich Becker’in arşivinde, 1922 yılında eğitim amacıyla Almanya’ya gelen Taşkentli Kayum Han hakkında çeşitli mektuplar yer alıyor.
30 Mart 1933 tarihli bir mektup, Carl Heinrich Becker’in ölümünün ardından oğlu Walter Becker tarafından kaleme alınmış. Yazışmada, Kayum Han’ın daha önce Becker’in desteğinden yararlandığı, ancak Nazi yönetiminin iktidara gelmesinin ardından ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığı belirtiliyor.
Walter Becker’in Kayum Han’ın eğitimine devam edebilmesi için maddi destek arayışında olduğu ve Almanya dışındaki eğitim seçeneklerini araştırdığı anlaşılıyor. Mektupta ayrıca, Uluslararası Eğitim Enstitüsü’nün kurucularından Stephen Duggan’dan Kayum Han’ın ABD’de eğitimini sürdürmesine yardımcı olması istendiği aktarılıyor.
Kayum Han’ın II. Dünya Savaşı yıllarında Nazi Almanyası ile iş birliği yapması ve ABD Türkistan Komitesi’nin başkanlığını üstlenmesi, 1933 tarihli bu yazışmaları tarihsel açıdan daha da dikkat çekici hale getiriyor.
Berlin’deki arşivlerde bulunan bu belgeler, Türkistan’ın 19. yüzyılın ikinci yarısından Sovyet döneminin ilk yıllarına kadar geçirdiği siyasi ve toplumsal dönüşümlere farklı bir pencereden bakma imkânı sağlıyor. Diplomatik yazışmalar, seyahat raporları ve kişisel mektuplar, Alman devlet ve akademi çevrelerinin Türkistan’a yönelik bakışının farklı dönemlerde nasıl şekillendiğini ortaya koyuyor.
Aynı zamanda belgeler, Özbekistan ve komşu bölgelerin yalnızca Rus ve Sovyet arşivleri üzerinden değil, Avrupa’daki arşiv kaynakları üzerinden de yeniden incelenebileceğini gösteriyor.


Yorum yazabilirsiniz