Türk akademisyen Prof. Dr. Selin Şenocak, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde bulunan arşiv ve kütüphanelerde yürüttüğü araştırmalar sonucunda, uzun yıllardır kayıp olduğu düşünülen Timurlular dönemine ait önemli yazma eserler ve tarihi belgelerin izlerine ulaşıldığını açıkladı.
UNESCO Kültürel Diplomasi Kürsüsü Başkanlığı görevini yürüten Şenocak, “Ataların İzinden” adlı proje kapsamında İngiltere, Fransa, Almanya ve Avusturya’daki önde gelen arşivlerde incelemelerde bulundu. Araştırmalar sırasında tespit edilen eserlerin yalnızca tarihî değere sahip belgeler olmadığına dikkat çeken Şenocak, bunların aynı zamanda Türkistan coğrafyasının kültürel hafızasını ve medeniyet birikimini yansıtan önemli kaynaklar olduğunu ifade etti.
Özbekistan Bilimler Akademisi tarafından Avrupa’daki Türkistan kökenli eserlerin belirlenmesi ve kayıt altına alınması amacıyla görevlendirildiğini belirten Şenocak, Avrupa’nın yedi farklı ülkesindeki arşivlerde Özbek kurumlarını temsil etme yetkisine sahip olduğunu söyledi. Çalışmaların temel hedefinin eserleri fiziksel olarak geri getirmekten ziyade, bilimsel olarak tanımlamak, dijitalleştirmek ve yeniden araştırmacıların erişimine açmak olduğunu vurguladı.
Araştırmalar kapsamında, Emir Timur’a atfedilen “Tüzükat-ı Timuri” nüshaları ile Ali Şir Nevai’nin Çağatay Türkçesiyle kaleme aldığı eserlerin Oxford ve Berlin gibi önemli merkezlerde korunduğu tespit edildi. Ayrıca Satuk Buğra Han’ın İslamiyet’i kabul edişini konu alan tarihî anlatıların da Avrupa koleksiyonlarında yer aldığı belirlendi.
Şenocak’a göre Avrupa kütüphanelerinde bulunan Türkistan mirası yalnızca birkaç yüz eserle sınırlı değil. Farklı dönemlerde bölgeden çıkarılan veya çeşitli yollarla Avrupa’ya taşınan on binlerce el yazması, harita, diplomatik belge ve seyahatname hâlen araştırılmayı bekliyor. Bu kaynakların önemli bir bölümü kataloglarda yer alsa da büyük kısmı henüz ayrıntılı akademik incelemelerden geçmiş değil.
Son yıllarda Avrupa’da Özbekçe ve Çağatayca üzerine açılan akademik programların da bu ilginin göstergesi olduğunu belirten Şenocak, Avrupa kurumlarının bünyelerinde bulunan Türkistan kökenli koleksiyonları daha görünür hâle getirmeye başladığını ifade etti. Bu durumun, Türkistan tarihine yönelik uluslararası akademik ilginin yeniden canlandığını ortaya koyduğunu söyledi.
2025 yılında başlatılan envanter çalışmaları sayesinde şimdiye kadar yaklaşık bin eser kayıt altına alınırken, araştırmacılar Avrupa’nın farklı ülkelerine dağılmış çok daha geniş bir koleksiyonun varlığına dikkat çekiyor. Projenin uzun vadeli hedeflerinden biri ise tüm bu kaynakları bir araya getirecek kapsamlı bir Dijital Türkistan Kütüphanesi oluşturmak.
Şenocak, böyle bir dijital platformun gelecek nesillerin tarihî kaynaklara erişimini kolaylaştıracağını ve Türkistan’ın kültürel hafızasının korunmasına önemli katkı sağlayacağını belirtti. Ancak bu sürecin oldukça zorlu olduğunu da ekledi. Çünkü aynı eserin farklı nüshaları çeşitli ülkelerde bulunabiliyor ve bunların izini sürmek için çok sayıda kurumla eş zamanlı çalışma yürütmek gerekiyor.
Araştırmalarının kişisel bir anlam da taşıdığını dile getiren Şenocak, ailesinin kökenlerinin Buhara’ya uzandığını ifade etti. Büyük dedesi Şeyh Şakir Efendi’nin 19. yüzyılda Buhara’dan Osmanlı topraklarına göç ettiğini hatırlatan akademisyen, yürüttüğü çalışmaların yalnızca bilimsel değil, aynı zamanda ailesinin tarihî mirasına duyduğu bağlılığın da bir yansıması olduğunu söyledi.


Yorum yazabilirsiniz