Türkistan ve Türkiye arasındaki tarihî ve kültürel bağların yeniden yorumlanması, son yıllarda Türkçülük düşüncesi ve kimlik politikaları çerçevesinde giderek daha fazla tartışılan bir konu hâline gelmiştir.
Ankara, “Türkiye Yüzyılı” adlı yeni eğitim modeli kapsamında ders kitaplarındaki tarihî ifadeleri güncelledi. Buna göre birçok yerde “Orta Asya” terimi “Türkistan” ile değiştiriliyor. Türk yetkililer, bunun bölgenin tarihî adının yeniden kullanılması anlamına geldiğini savunuyor.
Türkiye Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e göre amaç, Türk öğrencilerin Türkistan’ı Türk dünyasının ortak tarihî alanının bir parçası olarak görmesini sağlamak. Yeni ders kitaplarında Türkiye tarihi artık yalnızca Anadolu üzerinden değil, aynı zamanda eski Türkistan’dan modern Türkiye’ye uzanan Türk halklarının devamı şeklinde anlatılıyor.
Ders Kitapları Nasıl Yeniden Yazıldı
9.sınıf tarih kitabının ilk bölümü “Türkistan’dan Türkiye’ye” başlığını taşıyor. Bu bölümde, Türk boylarının bir kısmının günümüz Türkiye’sinin bulunduğu Anadolu’ya nasıl yerleştiği anlatılıyor. Daha önce Türkiye’deki tarih ders kitaplarında, modern Türklerin geldikleri coğrafya “Orta Asya” olarak adlandırılıyordu. Ancak yeni kitaplarda bu bölge yalnızca “Türkistan” olarak geçiyor.
Önceki tarih kitaplarında, Türk devlet geleneğinin Anadolu’da nasıl şekillendiğine daha fazla vurgu yapılıyordu.
Yeni müfredatta ise tarih anlatısı tamamen değişmiş durumda. Öğrencilere, ülke tarihine daha geniş bir perspektiften bakmaları öneriliyor: eski Türkistan’dan günümüz Türkiye’sine uzanan ortak bir Türk dünyası tarihi. Bölgedeki topraklar ve halklar, artık tek bir medeniyet alanının parçaları olarak sunuluyor.
Ankara Üniversitesi Siyaset Bilimi Doktoru Orhan Gafarli’ye göre Türkiye, bu şekilde bölgesel bir kimlik inşa ediyor. Gafarli, hem Türkiye hem de diğer Türk dilli ülkeler için bu bölgenin tarihsel olarak “Türkistan” olarak adlandırıldığını ve bu süreci “köklerine dönüş” olarak nitelendiriyor.
“Burada ilk adımı Türkiye attı; çünkü bölgedeki ve Türk dilli devletler arasındaki lider ülke konumunda. Türkiye, Türk dünyasına Rus İmparatorluğu’nun, Rus ya da Batılı oryantalistlerin gözünden bakılmasını istemediğine dair bir mesaj veriyor. Artık tüm resmî görüşmelerde, nüfus sayımlarında bu bölge ‘Orta Asya’ değil ‘Türkistan’ olarak adlandırılıyor. Bunun okul kitaplarına da yansıması gerekiyor; çocuklara bunun Orta Asya değil, Türkistan olduğu öğretilmeli,” diyor Gafarli.
Türkiye coğrafya ders kitaplarında her iki terim paralel olarak kullanılıyor, ancak farklı anlamlarda. “Orta Asya” bölgenin coğrafi tanımı olarak yer alırken, “Türkistan” tarihî-kültürel bir adlandırma olarak kullanılıyor.
Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2025 baskılı 10. sınıf coğrafya ders kitabında şu ifadeler yer alıyor:
“Türk kültürünün Asya kıtasındaki oluşum merkezinin konumu Orta Asya’dır. Ancak Türk halklarının yoğun olarak yaşadığı bu geniş bölge tarihî, kültürel ve etnik açıdan kompakt bir Türk yerleşim alanı olduğu için aynı zamanda Türkistan veya Türk yurdu olarak da adlandırılır.”
Öte yandan 12. sınıf coğrafya ders kitabında Türkistan, günümüzdeki Orta Asya anlayışından çok daha geniş bir coğrafyayı kapsayacak şekilde tanımlanıyor. Yazarlar bu bölgeyi Batı, Doğu, Güney ve İran Türkistanı olarak dört parçaya ayırıyor.
Bu yaklaşım; günümüz Orta Asya ülkeleri, Çin’e bağlı Sincan Uygur Özerk Bölgesi, Afganistan’ın bir kısmı, Pakistan, Hindistan ve İran’ın bazı bölgelerini de kapsayan bir coğrafyayı içeriyor.
Türk öğrencilere ayrıca güncellenmiş “Türk dünyası” haritası da gösteriliyor. Bu haritada bağımsız Türk devletleri ayrı ayrı işaretlenmiş: Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan, Kırgızistan, Kazakistan, Karakalpakistan hariç Özbekistan’ın bir kısmı ve yalnızca Ankara tarafından tanınan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti.
Ayrıca Rusya, Moldova ve Çin sınırları içinde yer alan Türk toplulukları da haritada belirtiliyor. Örneğin Tataristan, Başkurdistan, Dağıstan, Karaçay-Çerkesya, Kabardey-Balkar, Çuvaşistan, Gagauz Yeri, Çin’deki Sincan Uygur Özerk Bölgesi ve Özbekistan’a bağlı Karakalpakistan gibi bölgeler gösteriliyor.
Haritada ayrıca Sibirya, Moğolistan, Pakistan, Hindistan, İran ve Avrupa’nın bazı bölgelerinde yaşayan “Türk topluluklarının” bulunduğu alanlar da işaretleniyor.
Böylece “Türk dünyası” kavramı neredeyse Avrasya’nın yarısını kapsayan geniş bir alanı ifade eder hâle geliyor.
Türkiye Orta Asya’daki Konumunu Güçlendiriyor
Uzmanlara göre “Türkistan” kavramının yeniden canlandırılması akademik bir tartışmadan çok siyasi bir nitelik taşıyor.
Türk Avrasya araştırmacısı Ogul Tuna’ya göre Ankara, Rusya ve Çin’in çıkarlarını doğrudan karşısına almamak için bilinçli olarak yavaş ve temkinli bir politika izliyor. Ancak uzman, Türkiye’nin Orta Asya’daki etki kurma çabalarında yeni bir aşamaya geçtiğini de vurguluyor.
“Elbette bu bir süreçtir. Her şeyin üç ya da beş yıl içinde gerçekleşmesinden değil, 10–15 yıla yayılan bir süreçten bahsediyoruz. Sonraki aşamalarda Türkiye’nin siyasi, diplomatik ve askeri ilişkileri daha da güçlendirmek istemesi muhtemeldir. Özellikle Karabağ Savaşı’ndan sonra Türkiye, Orta Asya ülkeleriyle askeri alanda ve savunma sanayii alanında iş birliğine başladı. Aynı zamanda Orta Asya ülkelerinden de Türkiye’ye bu yönde talepler gelmeye başladı. Kırgızistan’a askeri ekipman yardımı, Özbekistan ile ortak askeri tatbikatlar, Türkmenistan’a drone ve askeri teçhizat satışı — tüm bunlar bize kültür, alfabe ve dilden daha ileri bir aşamaya geçtiğimizi gösteriyor,” diye özetliyor Tuna.
Uzmanlara göre “Orta Asya” teriminin “Türkistan” olarak yeniden adlandırılması yalnızca Türk öğrencileri ilgilendiren bir konu değil. Bu, Ankara’nın daha geniş jeopolitik stratejisinin yalnızca bir parçası olarak görülüyor. Türkiye, bölgede askeri iş birliğini artırmaya başlamış durumda. Buna paralel olarak Türk Devletleri Teşkilatı’nın rolü de güçleniyor ve Ankara bu yapıyı bölgesel iş birliğinin temel araçlarından biri olarak değerlendiriyor.


Yorum yazabilirsiniz