Arkeolojik sit alanlarının bulunduğu bölgelerde yaşayan vatandaşlar, tarihi eserleri fark etmeden yıllarca evlerinde gündelik eşya olarak kullanabiliyor. Altay Devlet Üniversitesi Profesörü Nikolay Seryogin, yaptığı açıklamada, köylülerin tesadüfen bulduğu paha biçilmez eserlerin ilginç hikâyelerini paylaştı.
Arkeolojik sit alanlarına yakın bölgelerde yaşayan yerel halkın bilimsel araştırmalarda kritik bir rol oynadığını belirten Seryogin; höyükleri, tarihi çitleri ve buluntuları çoğu zaman ilk olarak bölge sakinlerinin fark ettiğini ifade etti.
Lahana Doğramaktan Turşu Baskısına
İnsanların buldukları nesnelerin arkeolojik değerini her zaman anlayamadığını vurgulayan Prof. Dr. Seryogin, karşılaştıkları çarpıcı örnekleri şu sözlerle aktardı:
“İyi korunmuş antik bir kılıç bulup bunu lahana doğramak için kullanan insanların hikâyelerine tanık oluyoruz. Bir diğer örnek ise eski taş tahıl öğütücülerinin (tahıl ezme taşları), yerel halk tarafından turşu kurarken lahanaların üzerine ağırlık yapması için baskı taşı olarak kullanılmasıdır.”
Bu tür nesnelerin gerçek değerinin, ancak yıllar sonra bir arkeoloğun, tarihçinin ya da eski eserlerden anlayan bir uzmanın tesadüfen görmesiyle ortaya çıktığı belirtildi.
Yerel Halkla İş Birliği Hayati Önem Taşıyor
Arkeologların kazı bölgelerinde yalnızca kısa süreliğine bulunabildiğini, yerel halkın ise coğrafyayı tüm hayatı boyunca tanıdığını hatırlatan Seryogin, bilim insanlarının kendi başlarına bulması neredeyse imkânsız olan birçok tarihi yapının ve eserin, vatandaşların ihbarları ve rehberliği sayesinde gün yüzüne çıkarıldığını vurguladı.


Yorum yazabilirsiniz