Azerbaycan Milli İlimler Akademisi (AMEA) Başkanlık Binası’nda, Birinci Türkoloji Kurultayı’nın 100. yılına ithaf edilen 14. Uluslararası Altay Toplulukları Sempozyumu çalışmalarına başladı.
“Altayşinaslığın Dünü, Bugünü ve Yarını” konusuna ayrılan etkinlik; Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), TÜRKSOY, Türk Tarih Kurumu (TTK), Uluslararası Türk Akademisi ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın (YTB) destekleriyle, AMEA ve Folklor Enstitüsü’nün organizasyonunda düzenleniyor.
14.Uluslararası Altay Toplulukları Sempozyumu’na Azerbaycan’ın yanı sıra Türkiye, Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan, Moğolistan, Hindistan, Çin, Japonya, Kuzey Makedonya, Macaristan, Almanya ve Rusya Federasyonu’ndan temsilciler katıldı.
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan AMEA Başkanı Akademisyen İsa Habibbeyli; Altayşinaslık üzerine yapılan uluslararası bilimsel toplantıların, dünya türkoloji biliminin gelişmesine önemli katkılar sağladığını belirtti. Habibbeyli, uzun yıllar boyunca Azerbaycanlı bilim insanları ile Altayşinaslık ve türkoloji alanında faaliyet gösteren bilim merkezleri arasında güçlü bağların ve iş birliği köprülerinin kurulduğunu ifade ederek önceki yıllarda farklı ülkelerde düzenlenen Altay Toplulukları Sempozyumlarına katıldığını hatırlattı. Akademisyen Habibbeyli, bu yılki sempozyuma çok sayıda ülkeden bilim insanı ve araştırmacının katılmasının etkinliğin uluslararası bilimsel önemini daha da artırdığını vurguladı.
AMEA Başkanı; sempozyumun 1926 yılında Bakü’de, tam da bu tarihi mekânda gerçekleştirilen Birinci Türkoloji Kurultayı’nın 100. yılı vesilesiyle düzenlenmesinin özel bir tarihi ve bilimsel anlam taşıdığını söyledi. Bir asır önce düzenlenen o prestijli kurultayda Türk halklarının dili, tarihi, kültürü ve bilimsel araştırmalarının geleceğine dair yürütülen tartışmaların bugün de güncelliğini koruduğuna dikkat çekti. Akademisyen İsa Habibbeyli, Birinci Türkoloji Kurultayı’nın oluşturduğu bilimsel geleneklerin sürdürülmesinin ve modern araştırmalarla zenginleştirilmesinin türkolojinin gelişimi açısından büyük önem taşıdığını kaydetti. Akademi Başkanı, bu bakımdan 14. Uluslararası Altay Toplulukları Sempozyumu’nun Azerbaycan ile uluslararası bilimsel iş birliğinin daha da genişlemesine önemli katkı sunacağına inandığını belirterek etkinliğe başarılar diledi.
Ardından Altay Toplulukları Akademik Kurulu Başkanı ve İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Şahin söz alarak etkinliğin Bakü’de gerçekleştirilmesinin özel bir anlam taşıdığını belirtti. Birinci Türkoloji Kurultayı’nın 100. yılının bu sempozyum için önemli bir tarihi derinlik kattığını kaydeden Prof. Dr. İlhan Şahin, yüz yıl önce Bakü’de bir araya gelen bilim insanlarının Türk halklarının dili, tarihi, kültürü ve toplumlarıyla ilgili kritik değerlendirmeler yaptığını hatırlattı.
Şahin, artık 14. kez düzenlenen Altay halklarının sembolik kurultaylarının, bu konuların akademik zeminde tartışılması için hayati bir platforma dönüştüğünü vurguladı. Prof. Dr. İlhan Şahin; bu yılki toplantıda Altay halklarının göçleri, dil, edebiyat, tarih, din ve inançlar, aile değerleri, gelenekler ve diğer başlıkların ele alınacağını aktardı.
Etkinlikte konuşan Uluslararası Türk Akademisi Başkanı Akademisyen Şahin Mustafayev, 1926 yılında Bakü’de düzenlenen Birinci Türkoloji Kurultayı’nın türkoloji araştırmaları tarihinde yeni bir dönemi başlattığını belirterek, geçen 100 yıl içinde türkolojinin dil ve edebiyat incelemelerinin sınırlarını aşarak tarih, arkeoloji, antropoloji, etnografya, sanat tarihi, genetik ve dijital beşeri bilimleri de kapsayan geniş bir disiplinlerarası araştırma alanına dönüştüğünü söyledi.
Uluslararası Türk Akademisi Başkanı, Altay coğrafyasının Türk dünyası için özel bir önem taşıdığını; bu bölgenin Türk tarihinin, dillerinin ve Avrasya’nın erken dönem kültürel süreçlerinin öğrenilmesinde temel bir referans noktası olduğunu vurguladı. Altay araştırmalarında ortak mirasa sahip çıkmak ile o mirası tekele almak arasında önemli bir fark bulunduğunu belirten Akademisyen Şahin Mustafayev, tarihi ve kültürel mirasın herhangi bir halkın veya devletin münhasır mülkü gibi sunulmasının doğru olmadığını kaydetti.
Akademisyen Şahin Mustafayev’e göre Altay araştırmaları; farklı halkların tarihi bağlarını ve kültürel etkileşimlerini dikkate alan, açık ve karşılaştırmalı bir bilimsel yaklaşım temelinde yürütülmelidir. Farklı ülkelerden ve bilim dallarından araştırmacıların sempozyum kapsamında bir araya gelmesinin bu açıdan özel bir anlam taşıdığını ifade etti.
Etkinlikte ayrıca Türkiye’nin Bakü Büyükelçiliği İletişim Müşaviri Alptekin Cihangir İşbilir, Türk Kültür ve Miras Vakfı Başkanı Aktoty Raimkulova, Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Haluk Selvi, AMEA Başkan Vekili Akademisyen Gövher Bakhşaliyeva ve eski TİKA Başkanı Dr. Halit Eren de konuşma yaparak Altay halklarının ortak tarihi ve kültürel mirasının derinlemesine incelenmesinin ve karşılıklı tecrübe paylaşımının önemini vurguladılar. Konuşmacılar, bu doğrultudaki araştırmaların genişletilmesi ve uluslararası bilimsel bağların daha da güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çektiler.
Uluslararası organizasyonda, Avrasya’nın tarihi ve kültürel gelişiminde önemli rol oynayan Altay topluluklarının tarihi, kültürü ve medeniyet mirasının farklı boyutları ele alındı. Çeşitli bilim dallarından araştırmacıların katılımıyla Altay topluluklarının kültürel ve medeniyet değerlerine dair farklı bilimsel yaklaşımlar sunuldu.
Dört gün sürecek sempozyum kapsamında 15 ülkeyi temsil eden bilim insanı ve uzmanların toplam 121 tebliğ sunması planlanıyor. Bilimsel toplantıda Altay topluluklarının tarihi, dili, kültürü, etnografyası ve medeniyet mirasıyla ilgili konuların tartışılması ve bu yönde yürütülen araştırmaların geleceğe dönük perspektiflerinin belirlenmesi hedefleniyor.


Yorum yazabilirsiniz