Astana’da “Astana Opera” sahnesinde dünya prömiyeri yapılan “Appak – Kıpçak kızı” adlı opera, Kazakistan ve Azerbaycan kültürlerini tarihsel bir anlatı etrafında buluşturarak Türk dünyası sanatında yeni bir sayfa açtı. Eser, kaderi büyük Azerbaycan şairi Nizami Gencevi ile kesişen Kıpçak kızı Appak’ın hikâyesini konu alıyor.
Operanın bestecilerinden Serikjan Abdinurov, eserin ortaya çıkış sürecini ve müzikal yaklaşımını anlattı.
Bir Edebî Eserden Operaya Uzanan Yol
Abdinurov, eserin kaynağının Kazak edebiyatının önemli isimlerinden Gabit Musrepov’un “Kıpçak Kızı Appak” adlı tarihî draması olduğunu belirtti. Uzun yıllar önce yayımlanan bu eserin, daha ön
ce besteci Erkeğali Rakhmadiev’in dikkatini çektiğini ve operaya uyarlanması fikrinin o dönemden itibaren şekillendiğini ifade etti.
Besteci, 2010 yılında metni yeniden keşfettiğini ve eserin müzik için geniş bir dramatik alan sunduğunu söyledi. Kıpçak bozkırının yaşamı ile Nizami’nin temsil ettiği Doğu dünyasının aynı sahnede buluşmasının kendisi için en ilham verici unsur olduğunu vurguladı.
Doğu Ile Bozkır Arasında Müzikal Köprü
Abdinurov’a göre opera, iki farklı kültürel müzik dilini bir araya getiriyor: Kazak bozkırının geniş ezgili vokal yapısı ve Azerbaycan müziğinin zengin melizmatik geleneği.
Besteci, özellikle Nizami karakterine ait bölümlerde Azerbaycan müzik diline yakın bir atmosfer oluşturmak istediğini ancak vokal icranın farklı geleneklerden gelmesi nedeniyle bunun teknik açıdan zorlayıcı olduğunu ifade etti.
Bir dönem Nizami’nin bölümlerinin Azerbaycan dilinde seslendirilmesi fikri gündeme gelse de, telaffuz güçlükleri ve sanatsal bütünlük kaygısıyla bu fikirden vazgeçildi.
Azerbaycan Müziğiyle Kişisel Bağ
Abdinurov, Azerbaycan müziğiyle tanışıklığının 1980’li yıllara dayandığını belirtti. Azerbaycan’da askerlik yaptığı dönemde Hırdalan’da görev aldığını ve Üzeyir Hacıbeyli Konservatuvarı’nı sık sık ziyaret ederek Azerbaycan klasik ve halk müziğini yakından tanıma fırsatı bulduğunu söyledi.
Kara Karayev, Fikret Amirov ve Arif Melikov gibi bestecilerin eserlerinin kendi müzik anlayışını derinden etkilediğini vurguladı.
Operanın sahnelemesinde geleneksel Türk ve Kafkas müzik enstrümanları da önemli rol oynuyor. Yapım sürecinde özel olarak temin edilen enstrümanlarla sahnede bir doğu müzik atmosferi oluşturuldu.
Ayrıca Kazakistan’daki Azerbaycan topluluğu aracılığıyla bir tar sanatçısının projeye dahil edilmesiyle, sahnede Kazak dombırası ile Azerbaycan tarı yan yana kullanıldı. Bu birliktelik, iki halkın kültürel yakınlığını müzikal düzlemde görünür kıldı.
Türk dünyası Birliğine Sanatsal Bir Yorum
Eserin temel fikrinin yalnızca tarihî bir aşk hikâyesi olmadığını belirten Abdinurov, operanın aynı zamanda Türk halkları arasındaki ortak kültürel kökleri vurguladığını ifade etti.
Besteci, Türk Devletleri Teşkilatı’nın Türkistan’da düzenlenen zirvesine de atıfta bulunarak, günümüzde Türk dünyası arasındaki dayanışmanın önemine dikkat çekti.
“Appak – Kıpçak kızı”nın bu açıdan yalnızca bir opera değil, aynı zamanda kültürel birlik ve ortak tarih bilincine katkı sunan sanatsal bir proje olduğunu söyledi.
Yeni Bir Dönemin Başlangıcı Olabilir
Abdinurov, bu operanın Kazak, Azerbaycan ve genel olarak Türk dünyası müzik geleneklerini ortak bir anlatıda buluşturan öncü bir çalışma olabileceğini belirtti. Ona göre eser, gelecekte farklı Türk halklarının ortak tarihine odaklanan yeni opera, bale ve senfonik çalışmalar için de ilham kaynağı olabilir.


Yorum yazabilirsiniz